Yaşamın bize bir ödül mü ya da ceza mı olduğunu düşündüğünüz günlerde başınızdan neler geçti diye şöyle bir oturun, düşünün. Acele karar vermeyin aldığımız her yeni karar gibi hayat da aceleye gelmiyor. Yaşamınızdaki olayları artık daha çok anlamlandırmaya başladığınız yaşınıza geldiniz ve hala yaş almaya devam ediyorsunuz. Hayat o zamandan bu zamana size birçok ödül sunarken birkaç da kayıp yaşamanıza sebebiyet vermiş olabilir. Bu yaşamın size gıcık olduğunu ya da sizinle bir sorunu olduğunun göstergesi değildir; bu yaşamın başlı başına bir döngüsünün olduğunun göstergesidir belki de.
Daha önce buraya geldik, daha önce buralarda yaşadık, hiçbir şey ne tam birbirine yabancı ne de tam tanıdık. Bir rüzgâr esintisi gibi geldik geçtik çoğu kişinin ve olayın yanından. Yeniden geleceğiz ilk kez gelmiş gibi, çok kez uğramış gibi… Bu süreçlerde çok sevdiğimiz insanlar oldu sonrasında birden kaybettiğimiz insanlar oldu bunu yaşamın bize bir cezası olduğunu değerlendirdik belki de. Bir gün elimizde olmadan ya da bile isteye bir şey yaptık, bu belki iyi bir olaydı ya da kötü… Kötü bir olaysa yaşamın yaptığımız bu kötü olaya karşılık bizden bir şey aldığını yorumladık kaybettiğimiz kişinin ya da bir şeyin ardında… Doğru değildi böyle düşünmek, dengeye gelmeliydik hemen. Kulağımda bir şarkı fısıldıyor dilini dilediğimiz gibi anlarız ne de olsa evrensel, her neyse ama uyarıyor: “SADECE AĞLAMAYI BIRAK, HAYATININ ZAMANINI GEÇİR”.
Geldiğimiz bu yaşamın ödül ya da ceza olduğuna biz karar veririz, bakış açımız yönetir, iç benliğimiz ister. Dünyaya geldiğimden, duygularımı deneyimlediğim günlerden beridir, iyi ya da kötü, kazanç ya da kayıp ne yaşadıysam yaşayayım her zaman yaşamın bize verilmiş bir ödül olduğunu savunanlardan biriyim. Tam şu anda yaşıyorsak eğer tüm bunları, ki öyle bence, bu anın getirdiği her şeye dikkatle, farkındalıkla ve sevgiyle kalabiliyor ve o anı hak ettiği gibi yaşayabiliyorsak bakış açımız yönetiyor demektir. İç benliğimizin sesine de kulak verdiğimizde o an kalpten yayılan o sıcak istekli kıpırtının peşine takılır, anı romantikleştirebiliyor oluyoruz. İyi olanın iyi kalanın peşinde olmaya niyetlendikçe yaşam bize iyi olanı sunuyor, deneyimle sabit…
Kimi zaman biz ne kadar iyiysek çevremizde yaşanan olaylar canımızı çokça sıkıyor olduğunda elbette tepki gösterebilecek yönümüzün de olması, bu yönün de İç benliğimizden geldiğini bilerek gard alışımız da olacaktır. Her şeyin dozu olduğunu bilerek yaşamak, tadını alabilmemizi sağlar. Öfkenin de stresin de ve tabii sevincin de neşenin de dozunu ölçmek, yerine göre serpiştirerek dökmek yaşama…
Ne olduysa oldu artık, şimdi ağlamayı bırak. Nefes al, hareket al, adım at ve yaşa hayatını. Direksiyonunun başına geç ve uzaklaşmayı seç nefretten, hüzünden, gürültüden. Kendini seç kimseyi kırmadan geç yanlarından, dans et. Döngüye uyarak, iyi kalmaya inanarak, ahenkle…