Karadeniz’in maviyi ve yeşili birbirine en güzel emanet ettiği şehirlerden biri… Doğanın cömertliğini, mutfağının bereketini ve insanının sıcaklığını aynı anda hissettiren bir rota… Ordu Gastronomi Festivali’nde, yalnızca yöresel lezzetleri değil; bu toprakların ruhunu, dostluklarını ve hafızasını da birlikte deneyimledik.

Karadeniz’in kıyısında, dalgaların kıyıya usulca dokunduğu, yemyeşil tepelerin denize yaslandığı Ordu’da geçirdiğimiz her an, kentin neden bu kadar özel olduğunu yeniden hatırlattı. Sabahın serinliğinde denizin kokusunu içine çeken, akşamüstü güneşinin kıyıya bıraktığı altın rengi izleri seyreden herkes bilir; Ordu insanı önce doğasıyla karşılar, sonra sofrasıyla sarıp sarmalar.

Etkinlik boyunca alanlarında başarılı şefler, akademisyenler, turizmciler, seyahat yazarları, basın mensupları ve gastronomi tutkunları aynı masanın etrafında buluştuk. Farklı şehirlerden, farklı hikâyelerle gelen insanların ortak paydası bu kez yalnızca yemek değildi. Aynı manzaraya hayran kalmak, aynı sofrada hüzünlemek, gülümsemek, aynı kentin kültürüne birlikte tanıklık etmekti.

Ordu’nun doğası, daha ilk adımda insana nefes aldıran bir dinginlik sunuyor. Bir yanda sonsuz gibi görünen Karadeniz, diğer yanda yemyeşil tepeler, fındık bahçeleri ve her köşesinde yaşamın doğal ritmini koruyan sokaklar… Bu şehir, acele etmeyi unutturuyor. Her manzara biraz daha yavaşlamayı, biraz daha hissetmeyi öğretiyor.

Bu yolculuğun en unutulmaz anlarından biri ise tekneyle denize açıldığımız o saatlerdi. Kıyıya uzaktan bakınca Ordu bambaşka görünüyordu. Dalgaların ritmi, martıların sesi ve denizin sonsuz maviliği eşliğinde şehir adeta başka bir hikâye anlatıyordu. Karadeniz’in ortasında, aynı gökyüzünün altında kurulan sohbetler, paylaşılan kahkahalar ve birlikte yaşanan o sessiz hayranlık anları, festivalin en kıymetli anılarından biri olarak hafızamızda yer etti.

Elbette sofralar da bu yolculuğun en güçlü anlatıcılarıydı. Karadeniz mutfağının yıllardır kuşaktan kuşağa taşınan lezzetleri, usta şeflerin yorumlarıyla yeniden hayat buldu. Taze deniz ürünleri, mısırın bereketi, bölgenin aromatik otları, fındığın eşsiz dokunuşu ve yöreye özgü tarifler, yalnızca damakta değil, bellekte de iz bırakan tatlara dönüştü. Her tabakta emeğin, toprağın ve denizin birlikte yazdığı bir hikâye vardı. Bizler o hikayeye tanıklık eden, o hikayeyi yaşayan ve o güzel enerjide buluşabilen nadir ruhlardandık. Şanslıydık.

Festival boyunca yalnızca yemekleri tatmadık; fikirleri, deneyimleri ve hayatın farklı pencerelerini de paylaştık. Bir şefin mutfağa duyduğu tutkuyla bir seyahat yazarının yol hikâyeleri, bir akademisyenin bilgisiyle bir turizmcinin heyecanı aynı sofrada buluştu. Her sohbet yeni bir bakış açısı kazandırırken, her kahkaha, her türkü bu güzel şehrin hafızasına küçük bir iz bıraktı. O iz hepimizin kalplerinde yer ederek en sonunda Türkiye’nin dört bir yanına yayıldı.

Belki de bu yolculuğun en kıymetli yanı, kurulan dostluklardı. Aynı masaya oturmanın, birlikte yol almanın ve aynı güzelliklere hayran kalmanın insanlar arasında görünmeyen bağlar kurduğunu bir kez daha gördük. Yeni arkadaşlıklar başladı, baki dostluklar derinleşti. Birlikte çekilen fotoğrafların, edilen sohbetlerin ve paylaşılan anların değeri, festival sona erdikten sonra bile bizimle yaşamaya devam edecek.

Ordu Gastronomi Festivali, yalnızca bir lezzet buluşması değildi. Aynı zamanda kültürün, doğanın, turizmin ve insan sıcaklığının aynı çatı altında nasıl güçlü bir birliktelik oluşturabileceğinin en güzel örneklerinden biriydi. Karadeniz’in bereketi sofralara, denizin huzuru ruhlara, insanların samimiyeti ise kalplere dokundu.

Bazen bir şehri unutulmaz yapan sadece manzaraları ya da yemekleri değildir. O şehirde kurulan dostluklar, birlikte geçirilen zaman ve paylaşılan anılar, yolculuğun en değerli hediyesi olur.

Bu güzel organizasyonun bir parçası olmamı sağlayan, Ordu’nun kültürünü ve gastronomi zenginliğini böylesine özenle, Ordu valiliğinin himayesinde, Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde, Ordu İl Kültür ve Turizm  Müdürlüğünün koordinasyonuyla hayata geçirilen ve MA MAJOR Akif Budak organizasyonuyla bizleri bir araya getiren tüm organizasyon ekibine gönülden teşekkür ederim. Ayrıca kıymetli Önder Yılmaz, Yıldız Öz Samaha, Özlem Mekik,, Esra Tokelli, Selim Yeşilpınar ve Mehmet Ali Hatipoğlu şeflerime festival boyunca yalnızca mutfaklarını değil yılların birikimini deneyimini cömertçe paylaştıkları için, aynı sofrada buluştuğumuz her an, sadece gastronomiyi değil; paylaşmanın bereketini, dostluğun iyileştirici gücünü ve birlikte üretmenin yüksek frekansını da hissettirdi. Varlıklarıyla yolumu güzelleştiren, kalbimde yeni pencereler açan ve bu yolculuğu unutulmaz bir hatıraya dönüştüren her birine gönülden teşekkür ediyorum. Emeği geçen herkese, bize yalnızca güzel bir festival değil, yıllar sonra bile tebessümle hatırlayacağımız anılar armağan ettikleri için minnettarım.

Kim bilir, belki bir gün yolunuz Ordu’ya düşer; Karadeniz’in mavisi, yemyeşil doğası, her biri ayrı hikayeler söylenmiş türküleri ve sıcacık sofraları size de bu yolculuğun hikâyesini fısıldar. Yepyeni rotalarda ve yeni frekanslarda yeniden buluşmak dileğiyle…

One thought on “Ordu’nun Sofrasında Buluşmak: Denizle, Doğayla ve Dostlukla Kurulan Bir Gastronomi Yolculuğu

  1. Hülya Bahçekapılı dedi ki:

    Harika çok beğendim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir